I lOVE PRAHA :)

 

Prag ; prah bu işleri esprisine mazhar olan gerçekle masalın birbirine karıştığı şehir Prag. Hani çocukken bir tekerleme söylerdik ‘yoksa siz hala çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız ‘  🙂 işte o cümle de geçen Çekoslavakya ülkesi ikiye ayrılıp Çek cumhuriyeti ve Slovakya halini almış. İlk durağımız Çek Cumhuriyeti’nin başkenti PRAG (praha)

IMAG0761.jpg

Prag şehrinden ilk kare

Avrupa’nın en iyi korunmuş şehirlerinden olan Prag, bu özelliğini 2. Dünya Savaşı’nda hiç zarar görmemesine borçlu. Hitler bu güzel şehre kıyamamış 🙂  Prag, katedralleri, sivri kuleleri, köprüleri ve tarih kokan sokaklarıyla her karesi ayrı bir kartpostal gibi,her yer insana oldukça romantik hisler bırakıyor.Benim gibi Balık burcu olanların fazlasıyla sevebileceği bir şehir Prag 🙂

IMAG0793

Orta Avrupa’nın, Orta Çağ’dan korunarak kalan bu şehrinde, hem gotik hem barok mimarinin hakimiyetiyle yaratılmış zengin şehir merkezinin tamamen yürüyerek gezebilirsiniz. Muhteşem tramvay altyapısı ile merkeze ulaştıktan sonra her nokta üç beş adım mesafede. Merkezdeki her yer yürüme mesafesinde. Çok iyi bir tramvay ve metro ağı ve buna entegre otobüs hatları bulunuyor. 3 gün kaldığımız bu masal şehirde bütün toplu taşımaları fazlasıyla kullandık, tabanway 🙂 kaç km yürüdük saymadım

 

IMAG0790.jpg

  Prag’da görülmesi gereken yerler,benim nacizane tavsilerim 🙂

Prag şehrine akşam vaktinde geldik,rehberimizle yaptığımız kısa panaromik tur sonrası serbest zaman diliminde şehri geç saatlere kadar gezdik.ilk gün şehir merkezinden uzaklaşmadık,ilk mekanımız Astronomik saat kulesi

IMAG0807.jpg

Astronomik Saat:  1410 yılında yapılan bu saat için şehrin simgesi desek yanlış olmaz. Her saat başında gerçekleşen performansı izlemenizi tavsiye ederim. Yukarı daire saati, aşağı daire burçları gösteriyor.Yukarı dairenin yanında 4 tane heykel var.Birinci heykelin elinde ayna var kibir ve kendini beğenmeyi anlatıyor, ikincisinin elinde bir kese altın var açgözlülüğü parayla herşeyin yapılabileceğini anlatıyor.Üçüncüde mandolin çalan bir heykel keyfi eğlenceyi anlatıyor.Dördüncü heykel bir iskelet ve elinde bir ip var , her saat başı o ipi oynatıp çanı çalıyor ve diyor ki her bir saat geçerken ölüme daha çok yaklaşıyorsunuz, kendini beğenme,parana güvenme,keyfe eğlenceye dalma, hepimizin gideceği yer aynı…ne kadar anlamlı bir hikaye,hikayeyi daha önceden bildiğim için orada merak edenlere anlattım.

İşte saatin özelliği de buradan geliyor. Saatin hemen altında yoğun bir kalabalığının beklediğini görürsünüz. Bunun nedeni saat başı saatin değişik bir animasyon sergilemesidir. 1 dakika boyunca süren bu animasyonlarda saat üzerinde yer alan semboller hareketlenir ve değişik figürler ortaya çıkar.

IMAG0810.jpg

Karl Köprüsü :

Orjinal adı Prag Charles Bridge olan Karl Köprüsü Prag’da gezilecek yerler arasında ilk sıralarda yer alan oldukça güzel bir yapıdır.Vize mülakatında Prag’ı anlat dediklerinde anlattığım meşhur köprü 🙂 Karl köprüsü Prag’da yer alan en eski köprüdür. Köprü Vltava nehrini ikiye böler. Karl köprüsünde 16 adet sütun bulunmaktadır.Çok beğendiğim karl köprüsü gotik tarzda yapılmış gerçekten oldukça güzel ve gezmesi keyif verici bir köprü.Bu köprüye özellikle bir de akşam gitmenizi öneririm. Çünkü köprüde akşamları yürüyüş yapmak gerçekten çok keyifli 🙂

IMG_20150204_143105[1]

Karl Köprüsünde 3g (genciz,güzeliz,gezeceğiz) 🙂

IMAG0792

Karl köprüsünün girişi

Türkiye’den giderken yanıma aldığım asma kilidimi Karl Köprüsü’nün demirlerinden birine astım,dileğimi diledim.Anahtarı Vltava nehrine attım.Kilit asıp anahtarı Vltava nehrine atarsanız bir daha Prag’a gelmek nasip olumuş. Buralarda adet böylemiş 🙂 Nasipse 31 Temmuz 2016 da Prag’da olacağım . Sanırım dileğim kabul oldu 🙂

IMG_20150204_134206[1].jpg

Prag’ın iklimi biraz sert buraya kış aylarında gittiyseniz fazlasıyla üşümeye hazır olun,eğer benim gibi kışı seven, kasvetli havaları seven biriyseniz sorun yok 🙂

IMAG0867.jpg

Soğuk hava ama bizim neşemiz yerinde 🙂

Prag şehir merkezini gece yarısına kadar karış karış gezdikten sonra artık otele gidip dinlenme vakti, yarınki Prag gezi rotamızı belirlemeden önce birazcık keyif 🙂

IMG_20150204_204229[1].jpg

 

IMAG0849.jpg

 

Söyle sevgili hadi söyle hiç mi mutlu olmadık , martıları sayarken hiç mi hayal kurmadık denize bakarken 🙂

Mirkelam’ın güzel sözleriyle satırlarımı sonlandırıyorum. Prag macerası bir sonraki postla devam edecek 🙂

 

Reklamlar
Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Cesky Krumlov :)

Masal Şehir Cesky Krumlov…

Gece yarılarına kadar gezip enerjinin hiç bitmediği günlerden bir gün 🙂 sabah kahvaltının ardından Prag’a  doğru seyahat ediyoruz.Yol üzerinde bulunan Cesky Krumlov kasabasına uğruyoruz.Bir ortaçağ kasabası olan Cesky Krumlov Unesco tarafından dünya kültür mirasları listesinde yer almaktadır. Kominizm’in en koyu dönemlerinde harap duruma gelmiş olan Cesky Krumlov 1990’lardan itibaren yeniden doğmuş.Bu masal kasabası, Hostel ve İlizyonist filmlerinin ünlü sahnelerinin çekildiği mekan.

IMAG0673.jpg

Kaleden şehire bakış

İlk hedefimiz kale.. Prag Kalesinden sonra en büyük Kale kompleksi burası. Gerçekten de özellikle renkli kulesiyle oldukça görkemli görünüyor.IMAG0708.jpg

    Kalenin ilginç bir özeliği var. Rivayete göre zamanın birinde uzak diyarlardan bir gelin almışlar. Gelin gelirken yanında hediye olarak 2 tane ayı getirince, bu ayıları “napsak?” diye düşünmüşler.. “Bekçi yapalım bari” demişler. Kale giriş kapısının iki yanında ayılar için yer yapmışlar. Ayılar öldükten sonra yerine yenileri alınarak bu gelenek sürdürülmüş. Bizim gittiğimiz mevsim kış olduğundan ayılarda malum kış uykusunda olduğundan ayı mayı yoktu:)
IMAG0700.jpg
    Cesky Krumlov sokaklarında yürümek insanı bir kaç yüzyıl geriye götürüyor.Sanki Yakınçağ dan çıkıp Ortaçağ da yaşıyormuş hissine kapılıyorsunuz.
  Hafif yağan kar altında gözlerimin gördüğü fotoğraf doğanın güzelliği, insan elinin yarattığı mimari şah eserlerle tam bir uyum içerisinde karşımdaydı. Bu güzelliği taçlandıran Vltava Nehri’nin akan sesi ise hala kulaklarımda. Masalsı bir tadı var değil mi?

    Şehri, kasabayı anlamak için, sokaklarında dolaşmalı. Sadece bakmamalı, aynı zamanda görmeye de çalışmalı. Hiç acele etmeden kasabanın sakin ara sokaklarında kaybolmak, ayakların altındaki tarihi hissetmek, buranın ruhunu anlamanın en güzeli.

IMAG0672.jpg

Kaleden vltava nehrine bakış suyun sesi hala kulaklarımda 

IMAG0746

Şehrin girişindeki şehir haritası

 

IMAG0699

Sevimli dükkanlardan bir tanesi

IMAG0730.jpg

Heidi ile Klara 🙂

  Üç saatlik Cesky Krumlov gezimiz nihayetinde bitmişti. Biz biblo kasabaya doyamamıştık ama bizi bekleyen bir Prag vardı. Vltava üzerindeki köprüden geçip Cesky Krumlov’a son kez baktım, seni tanımak, seni görmek güzeldi masal şehir. O da yine bekleriz dedi usulca…

Kim bilir belki 🙂

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

MODANIN BAŞKENTİ MİLANO

IMG_6161.JPG

İtalya’nın kuzeyinde yer alan Milano şehri için söylenecek çok söz var. Sanat tasarım,ticaret,moda,eğitim,turizm başkenti sayılan Milano , sokaklarında gezerken hem tarihi hem demodern Dünya’yı birarada soluyabileceğiniz bir yaşam tarzına sahip.Şehrin merkezinde Dünya’nın en büyük Gotik tarzdaki Katedraliolan Duoma di Milano Dünya’nın en eski alışveriş merkezlerinden biri olan Galleria Vittorio Emanuela II. ve Dünya’nın en büyük tiyatro binalarından La Scala yer alıyor.

Milano Lombardiya bölgesinde kurulmuş, İtalya’nın en zengin ve en gelişmiş 2 . büyük şehridir.Bu kadar zengin bir şehir olmasının sebebi ise Lombardiyalı bankerlerdir.Eski dönemlerde başlamış olan ekonomik faaliyetleri , günümüze kadar moda ,sanayi , endüstri ulaşım ve daha bir çok alanda şehri ülkenin lideri konumuna getirmiştir.Ekonomik faaliyetlerin yanında futbolda ön plana çıkmış ve Dünya çapında adını duyurmuştur.Ülkenin en büyük kulüpleri A.C Milan ve İnter Milan’a ev sahipliği yapmaktadır.

DUAMO KATEDRALİ:

IMG_6141.JPG

Milano’nun kalbinin attığı yer.Bir çok katedral gezme imkanım oldu.Duoma Katedrali beni benden aldı diyebilirim.Yaklaşık 12 bin metrekare alan üzerine inşa edilmiş katedralin inşaatının bitmesi ise 600 yılı bulmuş.1965’de tamamlanmış.Katedral çabuk bitsin diye o dönemin insanları çok fazla emek vermiş.Napolyon Bonapart katedral için hatırı sayılır paralar bağışlamış.Avrupa’nın en büyük 4. Katedraliolan Duoma Katedrali Gotik mimarinin en güzel örneklerini size sunacak.Restorasyon çalışmaları ise günümüzde halen devam etmektedir.Bu sebeple yapının üzerinde farklı dönemler ve farklı mimarların izleri görülebilmektedir.

40 bin kişilik kapasitesi , muazzam heykelleri , orjinal tabloları, mumyaları ve işlemeleriyle sadece dışarıdan bakıldığında değil , içeri girildiğinde de insanı büyülemektedir.Dış kısmında dikkat çeken heykel ise Madonnina adlı altın heykeldir.1762 yılında katedralin tepesine ,108 metre yüksekliğine yerleştirilmiştir.İtalya geleneklerine göre, Milano’daki hiçbir bina bu heykelin yüksekliğini geçecek şekilde inşa edilememektedir.

GALLERİA VİTTORİO EMANUELE  I I

IMG_6155.JPG

Modanın kalbi sayılan Milano’da Dünya’nın en eski alışveriş merkezlerinden biri olan Galleria Vittorio Emanuele I I , Piazza del Duomo’da ihtişamlı Duomo Ketedrali’nin çok yakınındadır. Adını , İtalya Krallığı’nın ilk kralı Vittorio Emanuele ‘den almıştır.

Bu tarihi alışveriş merkezi çoğu zaman içerisindeki mağazalardan ziyade mimarisini ve ambiyansı ile turistlerin ilgisini çekmektedir.1861 yılında ünlü mimar Giuseppe Mengari tarafından tasarlanan bina , 1865_1877 yılları arasında yine Mengari tarafından inşa edildi.Hac şeklinde tasarlanmış olan Galleria Vittorio Emanuele I I ‘nın sekizgen şekilli merkezinde 4 kıta (Asya,Avrupa, Afrika, Amerika) ile tarım , bilim , sanat ve endüstriyi temsil eden mozaikler yer almaktadır.

Yine aynı bölümde zeminde yer alan mozaiklerde de özel bir arma dikkat çeker.İtalya kraliyeti’nin 3 başkenti ( Turin, Floransa, Roma) bu armayla ilgili bir de efsane vardır.İnanışa göre Turin’i temsil eden boğa’nın üzerinde tek ayak üzerinde 3 kez dönüldüğünde şans sizden yana olmaktadır.Ancak bu inanışla birlikte tüm ziyaretçiler bunu denediğinden mozaiğin üzerinde o bölümde bir çukur ve boşluk oluşmuştur.

Yapının tavanı da oldukça ilgi çekicidir.Camdan yapılmış tavan , o dönemde mimarı açıdan önemli bir yenilik olarak görülmüştür.Mimari özellikleri bir kenara bıraktığımızda , harika bir alışveriş ambiyansıda mevcuttur.İçerisinde onlarca, şık kafe ve lüks mağazalar yer almkatadır.

LA SCALA :

Teatro-Alla-Scala-127835.jpg

Dünya’da La Scala olarak anılan bu ihtişamlı opera evi , Milano’da Piazza Della Scala adlı meydanda yer alıyor.Tüm Dünya da opera dinlemeyen kişilerin bile adını duyduğu bu yapının geçmişi 1778 yılına dayanıyor.Bu tarihten günümüze kadar La Scala’da hem  İtalyan hem de yurtdışından sanatçıların  sahne aldığı  binlerce opera gösterisi ve konser düzenlendi.

2030 kişilik izleyici kapasitesine sahip bu ihtişamlı opera evi La Scala’nın kendine özgü prensipleri mevcuttur. Örneğin sezonun 7 Aralık Aziz Ambrose gününde açılması gelenek haline gelmiştir.Yapılacak gösteriler mutlaka gece yarısından önce bitecek şekilde ayarlanır.Uzun sürecek gösteriler için başlangıç saati erkene alınır.Eser sahnelenmeye başladıktan sonra gelen izleyiciler bilet almış olsalar bile içeri alınmazlar.La Scala sadece gösteri yapılan bir yer değildir.”Academia Teatro Alla Scala “adlı okulda sanatçılar da yetiştirilmektedir.Aynı zamanda La Scala korosu, La Scala Balesi, La Scala Orkestrası olmak üzere çalışmalar yer almaktadır.La Scala da sahnenin dışında Musco Scala adlı bir de müze bulunmaktadır.Müzede operanın tarihine ait izler taşıyan heykeller, resimler, kostümler ve belgeler sergilenmektedir.

SANTA MARİA DELLE GRAZİE KİLİSESİ :

Santa-Maria-delle-Grazie.jpg

Santa Maria Bazilikası tarihi dokusu ve mimarisinden ziyade içerisindeki eserler ile insanların ilgisini çeken yerelrin başında gelir.Bazilikayı bu kadar önemli kılan şüphesiz Rönesans ‘ın en önemli isimlerinden Floransalı Leonardo Da Vinci’dir. Bilim , geometri, heykel, resim ve daha birçok alanda bir dahi olan Da Vinci en önemli eseri olan “Son Akşam Yemeği ” isimli eserini bazilikanın duvarına yapmıştır.Eser 1498 yılında tamamlanmıştır.Da Vinci eseri karşısında uzun  saatler harcamış ve hatta uzun süre eserine fırça darbesi bile vurmadan baktığı için oldukça tepki çekmiş, eleştiri almıştır.Yaklaşık 4 yılın ardından tasviri bitiren Da Vinci , çalışması ile görenleri derinden etkilemeyi , eserine bakanları başka bir tarihe sürüklemeyi başarmıştır.Yılların getirdiği etkiyle zarar görmüş,hatta silinme aşamasına bile gelmiş.Ancak çok titiz bir restorasyon çalışması ile eski haline kavuşmuştur.

SFORZESCO ŞATOSU :

Orjinal ismi Castello Sforzesco olan bu ihtişamlı yapı , Via Dante Bulvarı’nın sonunda yer almaktadır.Milan Dükü Francesco Sforza tarafından 15.yy da inşa edilmiştir. 16 ve 17 .  yüzyıllarda yapılan genilletme çalışmalarının ardından Avrupa’nın en büyük kalelerinden biri haline gelmiştir.1891 -1905 yılları arasında Luca Beltrami tarafından kapsamlı olarak yeniden inşa edilen kale günümüzde 10’a yakın müzeye ve önemli sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yapmaktadır.Tarih boyunca pek çok savaşa tanıklık etmiş olan buram buram tarih kokan etkileyici kaleyi keyifle gezebilirsiniz. Kaleye giriş ücretsiz, fakat kale içerisinde pek çok müze var müzelerin girişi ücretli.

Sforzesco Kalesi tarihi , Rönesans dönemine kadar uzanıyor.Galcazzo Visconti II tarafından 14. Yy da savunma amaçlı inşa edilmiş günümüzde ise 10’a yakın müzeye ve önemli sanat galerilerine ev sahipliği yapmaktadır.Bazı kaynaklarda , kaleyi inşa eden Francesco Sforza olarak biliniyor.Ancak bu kişi kaleyi inşa eden değil , kaleyi yeniden inşa ettiren şahıstır.Kale yapımına 1358 yılında , Milano’nun ilk dükü olan Galezzo Visconti ‘nin emriyle başlanmış.1368’de kalenin inşaatı tamamlanmış.O yıllarda kalenin bugün ki ihtişamı yokmuş,ta ki Francesco Sforza tarafından kale yeniden yapılana kadar.Kalenin Sforza olarak bilinmesinin bir diğer nedeni de Sforza Galeazzo ‘nun Visconti’nin damadı olması da olabilir.

Aslında hikaye Visconti’nin damadı Sforza’yı Venedik ordusuna karşı yardıma çağırmasıyla başlıyor.Sforza kayın babasına yardıma gidip ,Venedik ordusuyla çarpışıyor.Ancak damadın bu iyiliğine rağmen Visconti, Sforza yerine Napoli Kralı Aragonlu Alfanso’yu varis seçiyor.Visconti öldükten sonra damadı Sforza bunu öğreniyor.Bu duruma en az Sforza kadar Milanolular da bozuk atıyor.Daha sonra Sforza Milanolular ile birlikte isyan başlatıyor.En sonunda da kendisini dük ilan edip birçok başarılı antlaşmalara imza atıyor.Bu durum Sforza’nın iktidarını pekiştiriyor.

Sonradan Milano’ya hükmeden Sforza,Visconti’nin yaptırdığı kaleye ve Milano’da bulunan birçok yapıya kafayı takıyor.Hemen hemen şehrin her yerinde restorasyon çalışmaları yapıyor.Sforzesco Kaleesi de Sforza’nın yeniden yaptırdığı en güzel ve en önemli eserlerden oluyor.Peki neden kendi ismini vermiş sorusuna cevap vermek için yeterli bilgi bulunmuyor. Ancak kayınpederi Visconti ‘nin namını unutturmak adına yapılmış bir hamle diye düşünüyorum 🙂

Kale yeniden yapıldıktan bir süre sonra kaleyi dekore etme işi başlıyor.Bu yüce görevi de Leonardo Da Vinci üstleniyor.Bu sayede kale bir sanat eserine dönüşüyor.Yıllar geçtikçe kalenin önemi azalıyor.Gerek yapılan saldırılar,gerekse ihmalkarsızlık sonucunda kale tahrip ediliyor.1893 yılında Beltrami , kaleyi yenilemeye başlıyor.Hasar gören kuleleri yeniden inşa etmiş,yeni yapılar ekleyip ,eskileri kaldırmış.Galatasaray’ın kurulduğu 1905 tarihinde tüm çalışmalar bitmiş ve kale bugün ki görkemli haline kavuşur.

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

ANTONİ GAUDİ İZİNDE BARCELONA GEZİSİ :)

CASA MİLA

Casa_Milà02 (1)

Antoni Gaudi Casa Mila’yı 1906-1912 yılları arasında Pere Mila adında bir işadamı için tasarlıyor.O dönemin estetik anlayışına ters olduğu için tepki çekiyor.Tamamen doğal taşlardan yapılan bu binaya La Pedrea taş ocakları ismi takılıyor.Casa Mila gerçek kıymeti anlaşılıncaya kadar yıllarca ilgisiz bırakılıyor.1984 yılında Unesco tarafından Dünya Kültür miras listesine dahil edilince yıldızı bir anda parlıyor. Yapıldığı dönemde ay ne kadar çirkin denilen bina yıllar sonra mimari bir şaheser olarak karşımıza çıkıyor.Bu caddenin sakinleri bu eserin yapılmasına izin verdiği için ev sahibine kızıyor.O dönemde kalbur üstü bir cadde burası .Caddenin sakinleri bu bina bizim evlerimizin değerini düşürecek bunu buraya niye yaptırdın diyerek binanın sahibi ile selamı sabahı kesiyorlar.Şu an ise Barcelona’nın en prestijli binasının yanında evimiz var diye Pere Mila’ya Gaudi’ye dua ediyorlardır. 🙂

Casa Mila’nın en ilginç bölümü şüphesiz çatısı . Fantastik , gerçek üstü bir mekan . Dünya’nın en güzel çatısı diyebiliriz. Bütün daireler ışık alsın diye 2 tane avlu yapmışlar. Casa Mila’nın içinde ofisler daireler var , hala oturanlar var.Çatıda Peri bacası şeklinde bacalar yapılmış . Gaudi doğaya hayran, doğada gördüğü formları yaptığı eserlerine uygulamış.Casa Mila’nın çatı katında sergilenen Casa Mila’nın maketine baktığımızda Gaudi’nin  ilham aldığı doğal objeleri ve mimarlığının yanında tasarım alanında ortaya koyduğu mobilyaları görebilirsiniz. Dairelerin içi de dışı gibi muazzam.1900 lere ışınlanmış hissedebilirsiniz. Geniş avlulu tasarımı ile tüm odalar ışık alıyor. Koridorları kıvrımlı oldukça aydınlık ve ferah.

CASA BATLOO

1076258_dom-balo-casa-batllo.jpg

 

Casa Mila’ya 5 dakika uzaklıkta Casa Batloo binası var.Bu bina ilk önce normal bir binaymış , 1900 yılında Batlio ailesi tarafından satın alınmış.Saygın bir tekstilci olan Batlio bu evi satın alıyor ama beğenmiyor.Sonra Gaudi’ye gidiyor.Bu evi yık bana hayallerimdeki evi yap diyor.Gaudi de yıkmaya gerek yok  ben onu ufak dokunuşlarla hayallerindeki şekle getiririm diyor.Ve bir sihirli değnek değmişcesine sihirli bir dokunuşla masal evine çeviriyor.Barselona’lılar bu eve kemiklerin evi ismini veriyor. Binanın bazı yerlerinde iskeletler ve balık kılçığını anımsatan formlar bulunuyor. Çatısıda ejderha sırtı şeklinde.

Gaudi mimarlık eğitimi almış.Fakülteden mezun olduğu gün Dekan’ın Gaudi için söylediğine inalınan bir söz var.Bugün ya bir dahiye ya da bir deliye  mimarlık diploması verdik.Kararı artık siz verin. 8 tane eseri Dünya kültür mirası listesine girmeye hak kazanan Gaudi’nin başarısı takdire şayan 👏

Bazı özel gecelerde binanın dışında görsel şölen yapılıyor.Video projeksiyon sistemi ile bina adeta canlanıyor. 22 euro giriş ücreti 🙂

 

SAGRADA FAMİLİA

1-3.jpg

 

 

Antoni Gaudi’i diyince bütün eserleri bir yana Sagrada Familia bir yana.Dünya’nın en sıradışı mabedlerinden biri olan Sagrada Familia Barcelona’nın en ünlü simgesi.Antoni  Gaudi’nin hayatını adadığı üzerinde 43 yıl çalıştığı eserin yapımına 1882 yılında başlamış ve hala yapımına devam edilmektedir.Adının anlamı”kutsal aile” olsa da bitmeyen kilise olarak anılmaktadır.1881’de 31 yaşındayken Gaudi’ye bu kilisenin yapımı teklif edilir.İnançlı kimliği ile tanınan Gaudi tekşifi seve seve kabul eder. İlk önce bir hesaplama yapar, projenin en az 10 yıl süreceğini öngörür.Ancak çalışmalar başlayınca maddi destek sağlanmayınca bu yapıyı bitirmryr ömrünün bile yetmeyeceğini düşünmeye başlar. Gaudi bu yüzden başka işler almayı bırakır.Tüm zamanını buraya harcar.Ofisini bile buraya taşır, burda yatmaya kalkmaya başlar.Ne yazıkki Gaudi’nin ömrü kiliseyi tamamlamaya yetmiyor.Bunun en önemli nedeni maddi imkansızlıklar.Gaudi yanında çalışanların maaşlarını ödemek için tanıdığı , tamımadığı herkesden yardım istiyor,bağışlar topluyor ama yeterli olmuyor.

Gaudi malesef 74 yaşında tramway çarpması sonucu hayatını kaybediyor.O kaxanın yaşandığı gün Gaudi kilisenin inşası üzerinde çalışıyormuş.Üzerinde kirli iş kıyafetleri varmış.Bu nedenle kimliğini tespit edememişler.Onu gariban yaşlı bir adam gibi alıp devlet hastahanesine kaldırmışlar.Sonrasında onunu ünlü mimar Gaudi olduğu anlaşılınca şehrin ileri gelenleri , zengin dostları seferber olmuş “Seni alalım,özel doktorlar tedavi etsin; özel kliniklere yatıralım demişler.Ancak Gaudi bunu kabul etmemiş burası benim yerim demiş.Ne yazık ki kısa bir süre sonra hayatını kaybetmiş.Çok mütevazi bir hayat süren Gaudi’nin cenazesine mahşeri bir kalanalık eşlik etmiş.Hastanenin önünden bugün gömülü olduğu en önemli eseri Sagrada Familia’ya kadar son yolculuğuna sevenleri eşlik etmiş.Gaudi’nin ölümünden sonra kilisenin inşasında pek aşama kaydedilememiş.1936’da İspanya iç savaşı başlayınca Sagrada Familia uzun bir ilgisizlik sürecine girmiş.Kilisenin üzerindeki vinçler yıllardır adeta yapının bir parçası olmuş.Her sene ziyarete gelen turistlerden elde edilen gelirle gözle görünür gelişmeler yaşanmış.

Kilisenini yapımının önündeki en büyük engel paranın dışında 19.yy teknolojisinin günümüz teknolojisine uyarlanmasının zor olması. O döneme göre tasarlandığı için bugünki imkanlarla yapamıyorlarmış.O dönemde el işçiliği ile yapılan kilise bu dönemde biraz yavaş ilerliyor.Yine de Gaudi’nin ölümünün 100. Yılına 2026’ya kadar bitirilmesi planlanıyor.Güya 2026 da bitecekmiş

Gaudi’nin mimarinin kalıplarını zorlayarak taşa adeta meydan okuyarak tasarladığı La Sagrada Familia ‘nın içinide dışı kadar enterasan tasarlamış.İçerdeki kolonlar adeta dallanıp budaklanan ağaçlar gibi tasarlanmış.Heryerde  bir hareket var.Vitraylardan süzülen ışık içerde muazzam bir görüntü oluşturuyor.Son olarak eğer kilisenin içine girmek isterseniz, biletlerinizi önceden internet üzerinden alın.Yoksa en az 1 saat sıra beklemeniz gerekir benden söylemesi 😀

GUEL PARK

barcelona-park-guell-view-larger.jpg

 

Gaudi’nin en meşhur eserlerinden biri.Masal kitaplarındaki kremadan yapılmış evlerin gerçek olduğu bir yer burası.Park Guel’in yapımına 1900 yılında başlanmış.Kral Guel bu bölgede zenginliğin göstergesi olarak 60 evden oluşan ihtişamlı bir site yapılmasını istiyor.O dönemin ulaşım imkanları kısıtlı olduğu için pek fazla talep görmüyor.Gaudi hayal kırıklığına uğruyor.Burası aslında Barcelona’daki varlıklı aileleri buluşturacak bir konut projesi olarak tasarlanıyor.Maddi imkanlardan dolayı projeye yeterli ilgi gösterilmiyor.O dönemin zenginleri pasta şeklindeki evde oturmayı hayal etmemişler.Şu an o kadar albenili ki Dünya’nın turistini çekiyor 😀Guell 1918 ‘de vefat edince mirasçıları bir kaç yıl sonra parkı Barcelona belediyesine bağışlıyorlar.Park 1926 ‘ da halkın ziyaretine açılıyor.Giriş bedeli 8 euro

Bu parkın etrafında gördüğünüz sütunlar ağaç formatında yapılmış.Gaudi’nin bir doğa aşığı olduğunu yine bu eserinde görüyoruz.Dünyanın en uzun bankı bu parkta,220 metre uzunluğunda olan bu bank bütün parkı sarmalıyor.Parkın kıvrımlı bankında oturup fotoğraf çektirmek herkesin hayali.Bankı boş bulmak şmkansız gibi :)Bu meşhur bankın ilginç bir serüveni var.Gaudi parkı inşa etmek için çeşitli mozaikler sipariş veriyor.Seramikler geliyor bir bakıyorlar paramparça.Ne yapacam diye düşünüyor, çöpe atmak olmaz.Parçalanan mozaiklerden farklı formlarda şekiller yapılarak bu banklar oluşturuluyor.Rastgele olsa da estetik var, sanatçı dokunuşları var.Bu bankta oturup Akdeniz manzarasını doyasıya izleyebilirsiniz.Parkın bir diğer simgesi kertenkele önünde fotoğraf çektirmek isteyenler uzun kuyruklar oluşturuyor.

 

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Barcelona Gezi Rehberi 1 :)

   KRİSTOF KOLOMB HEYKELİ :

Barcelona-72

Barcelona kalbine geldiğinizde 60 metre yüksekliğinde Kristof Kolomb heykeli ile karşı karşıya kalacaksınız.Kolomb parmağı ile uzakları gösteriyor.Heykelin buraya dikilmesinin sebebi; Kristof kolomb Hindistan’a gidiyorum diye Amerika’yı keşfediyor.Geri geldiği zaman İspanya’nın Barcelona şehrinde bu noktadan Barcelona’ya çıktığı söyleniyor.Bu nedenle onun çıktığı noktaya heykeli dikiliyor.Aslında Hindistan’ı keşfetmek istiyor.Baharat yolları var, oraya gitmeye çalışırken Amerika’yı keşfediyor.Kristof Kolomb dönemin kraliçesi isabel tarafından finansal olarak destek görüyor.Aslında Amerika ilk önce İskandinavlı Vikingler tarafından keşfediliyor.Bunun belgelerle kanıtı var.O dönemin Politik nedenlerinden dolayı , İspanya Kristof Kolomb’u ekonomik desteklemesi sanki Kristof Kolomb Amerika kıtasını bulmuş gibi gösteriliyor.

LA RAMBLA CADDESİ :

IMG_5885.JPG

Festival gibi bir cadde.Barcelona’nın kalbinin attığı cadde.Saatlerce keyifle gezebileceğiniz bir cadde burası.La Rambla nehirli kum yatağı anlamına geliyor.O dönemde buradan nehir geçtiği için bu isim veriliyor.Barcelona’nın merkezindeki bu cadde 1,5 km uzunluğunda en popüler aktivitelerin yapıldığı merkezdir.Sokak sanatçılarının en güzel örneklerini bu caddede görebilirsiniz.Caddenin bir ucu Katalonya Meydanı’na bir ucu sahile çıkıyor.

IMG_5862.JPG

LA BOQUERİA :

IMG_5906.JPG

Barcelona’da yerel lezzetleri keşfedeceğiniz kapalı sabit pazarda envai çeşit herşeyi bulabilirsiniz. Pazar günleri hariç sabah 8 akşam 8 arası açık. Taze meyve , deniz mahsulleri, Dünya’nın en pahalı mantarları bu pazarda bulunmaktadır. 1 euroya tropikal meyve sularını içebilirsiniz. Lezzetli tapaslar yiyebileceğiniz pazarda , kapanış saatlerine yakın bazı tezgahlarda indirim yapılıyor . Bilginize 🙂

IMG_5895.JPG

KATALONYA MEYDANI:

IMG_5710.JPG

Las Ramblas Caddesi’ni İstiklal Caddesi yerine koyarsak, Plaça de Catalunya da (Katalonya Meydanı) Barcelona’nın Taksim Meydanı’dır. Meydanda iki büyük alışveriş merkezi (El Corte Ingles ve Fnac), Hard Rock Cafe, Apple Store, Metro Plaça Catalunya, taksi durakları, şehrin dört yanına gece ve gündüz çalışan belediye otobüsü durakları ile taksi durakları bulunur. Meydan üzerindeki en önemli anıt, ters merdiven şeklinde yapılmış olan Frances Macia anıtıdır. Bu anıt Katalan özgürlük hareketinde çok önemli bir rol oynamış olan 122. Katalonya cumhurbaşkanı Frances Macia’ya adanmıştır.

IMG_5635.JPG

 

 

 

 

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Uno Dos Tres Barcelona 😊 🇪🇸

 BARCELONA HAKKINDA GENEL BİLGİ 🙂

IMG_5663.JPG

  Barcelona Avrupa’nın en hareketli şehirlerinden biri. Dinamik, yoğun nüfuslu ve modern bir metropol. Yani; buradaki yaşamda, yalnızca tarih düşünmeyin. Çok hareketli ve her aradığınızı bulabileceğiniz bir şehir. Tarih, alışveriş, deniz, güneş, sanat hepsi birarada. Katalanlar,  daha Akdenizli, sıcak kanlılar, hareketliler, eğlenmeyi seviyorlar, müziği dansı seviyorlar.Şehirde: 1.6 milyon insan yaşıyor. Turizm potansiyeli çok yüksek. Yürüyerek dolaşmak için ideal bir yer.Bu şehirde uzun yürüyüşler yapabilir ve yorulduğunuzda, şehrin birçok yerinde bulunan ahşap banklarda, dinlenebilirsiniz.

IMG_5861.JPG

 Denizle ve üç yandan tepelerle çevrili şehir, kolay bir yer. Hafif bir eğimle, sahile uzanabiliyorsunuz. Şehirdeki yüksek binaların sayısı çok az. Ağaçlıklı ve geniş caddeler, kafelerle dolu meydanlara açılıyor. Suyu, iklimi; tıpkı İstanbul gibi. Ama, en büyük fark: bu kentin, Akdeniz’de kıyısı bulunması. Örneğin: burada “balığı, en iyi Barselona’lılar ve İstanbullular yer “şeklinde bir deyiş var.

 Barselona halkı: özellikle, kentin mimarisi ve tasarımı ile övünür. Kentte; muhteşem mimari tasarımlar göreceksiniz. Özellikle; kentteki eserlerin birçoğunun mimarı; Antoni Gaudi. Gaudinin eserlerinin etkileyiciliği, hala sürmekte. Hatta: Gaudinin tarzı, günümüz mimarisinde de, “Gaudi tarzı” olarak kullanılmaktadır. Temel yaklaşımı:  doğadaki her türlü nesnenin kullanılması, dik ve keskin olmayan, yuvarlak hatlar

IMG_5918.JPG.

Barselona’da hayat sabahın geç saatlerinde başlıyor. Öğlen; saat 14.00 olunca, hayat birden yavaşlıyor, hatta birçok insan için duruyor. Dükkanlar; öğlen saat 13.30 ile 16.00 arasında kapanıyor, insanlar, sokaklardan çekiliyor. Bu arada, şehirdeki alışveriş isteyenler: yanlızca çok katlı-büyük alışveriş merkezlerinin açık olduğunu görebilirler. Evet, siesta saatlerinde; evlerine gitmeyenler, lokantaları dolduruyor.  13.30-15.00 saatleri arasında, mutlaka çok uzun öğle yemekleri yeniliyor. Eve gidenler ise, yemek ile dinlenmeyi birleştiriyorlar. Katalanlar, buna “siesta” diyorlar. Yerli halk; akşam iş çıkışı, geceye: tapas yiyerek ve birkaç kadeh içki içerek başlıyor. Asıl akşam yemeğini ise; yaygın olarak, saat 22.00 gibi yiyorlar. Bu saatler dışında restoranlara giderseniz, tek başınıza veya birkaç turist ile birlikte yemek yersiniz. Çünkü: restoranlar boştur. Pek çok restoranda; öğle yemeğinde, sabit fiyatlı günlük yemek menüleri var. Özellikle;flemenko gösterilerinin yapıldığı yerler, turistlerin ilgisini çekiyor. Ancak: flemenko gösterisi izlemek isteyenler için önerim: tur organizasyonu ile 50 euro vermekten se, La Rambra caddesindeki flemenko gösterileri yapılan yerlere gitmeleri ve pazarlık yaparak: 15-25 Euro arasında, muhteşem flemenko gösterisi izleyebilirsiniz.

IMG_5916.JPG

 Barcelona’da genel olarak, dükkanlar; pazar günleri kapalı. Küçük dükkanların geneli ise, cumartesi öğleden sonra kapanıyor. Pazar günleri, çok katlı alışveriş merkezleri de kapalı. Pazar günleri, yanlızca şehir merkezinde ve özellikle La Rambra caddesindeki hediyelik eşya dükkanlarını açık bulabilirsiniz. Bunlar  da, genellikle “Hintliler” tarafından işletiliyor ve pazarlık yapmadan sakın alışveriş yapmayın.

   Barselona’lıların kahvaltı kültürü yok. Onlar için, kahvaltı yalnızca kahve ile geçiştirilen bir olay. Ama, otellerde, turistler için açık büfe kahvaltı sunuluyor. Bu açık büfe kahvaltıda: beyaz peynir, kaşar peyniri, haşlanmış katı yumurta, meyveli yoğurt, çeşitli meyveler, meyve salatası, domates, kek çeşitleri, bildiğiniz normal ekmek, baget ekmeği bulunuyor. Yani, otellerin kahvaltıları bizim damak tadımıza nispeten uygun, doyurucu. Bunların yanında: meyve suyu, kahve, çay, süt bulunuyor.

 Barcelona hakkında birazcık genel bilgi verdikten sonra bir sonraki yazımda Barcelona Gezi rehberinde görüşmek üzere 🙂

 

 

 

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

PARİS’DE BUNLARI YAPMADAN DÖNME :)

1)  LA DUREE’de macaronların tadına mutlaka bak. Evde bir kaç defa macaron yapmış olsam da , yerinde bu lezzeti tatmak paha biçilmez bir duygu.

laduree_macarons_box-lg

 

2) Eiffel’e çıkıp Paris’in muhteşem manzarasını seyredin. Özellikle akşam saatlerinde çıkarsanız, romantik gün batımını seyredebilirsiniz. 🙂

IMG_5533.JPG

 

 

 

3)Seine Nehri’nde tekne gezisine çıkın. Fransızlar Seine Nehri’nin kıymetini çok iyi bilmektedir. Nehrin bazı kısımlarına denilerden kum getirtmişler ve yapay plajlar yapmışlar.Halk burada nehre girip sıcak yaz günleri serinliyor.Tekne turunda yol boyunca birbirinden güzel tarihi binaları görebilirsiniz. Köprülerin altından geçebilirsiniz.

IMG_5550

 

 

4)Şanzelize Caddesini boydan boya gezin. Paris’in en ünlü ve hareketli noktalarından biri olanbu cadde , çok sayıda mağazaya, kafeye , restoran ve eğlence mekanına ev sahipliği yapmaktadır.Bu ferah ihtişamlı caddede alışveriş yapabilirsiniz,kafelerde kahvenizi yudumlayıp keyfinize bakabilirsiniz. Ben 2. seçeneği seçtim. mağazalar da fiyatlar biraz tuzlu benden söylemesi 🙂

298936552-champs-elysees-arc-de-triomfe-faro-de-automovil-iluminacion-de-la-calles.jpg

 

5)Bol vaktiniz varsa müzeleri sanat galerilerini gezin.

IMG_5501.JPG

 

6)Le Jardin Do Luxemburg bahçelerini gezin.Paris’in en popüler parklarından biri olan bu parkta ufak bir gezinti yapabilirsiniz.Çimlere uzanıp anın tadına varmayı unutmayın 🙂

dsc00974.jpg

 

 

7)Galeries La Fayette’yi görün.Paris2in en ünlü alışveriş merkezlerinden olan La Fayette alışveriş meraklılarının hayran kalacağı bir yer.Dünyanın en ünlü markalarını bulabileceğiniz bu devasa alışveriş merkezini sırf mimarisi için bile gezebilirsiniz.

la fayette.jpg

 

 

8.Disneyland Paris&Walt Disney Studios turu yapın.Eğer bir gün ayıracak vaktiniz varsa Disneyland turuna katılın.Geçen yıl zamanım kalmadığından gidemedim. Gidenlerin tavsiyesi üzerine bu sene gideceğim. Nasip olursa 27 Temmuz 2017 Disneyland’da olacağım. Lunaparkta hiç bir oyuncağa binemeyen Hava Bahar bakalım Disneyland’ta neler yapacak 🙂

Castle-landscape.jpg

 

 

9)Bol bol yürüyün, köprülerden geçin, köprülere kilitler asın,dilekler dileyin. Anahtarları nehre atın.Anı doyasıya yaşayın 🙂

c9b3c5d49f08f1cf7b51167eb7a14f31.jpg

 

10)Fransız Mutfağını keşfedin.Filtre kahve ve kruvasan ikilisi ile kahvaltı yapmayı ihmal etmeyin :

Croissant-and-coffee-on-rustic-white-wood-from-above.jpg

 

Paris hakkında o kadar çok şey var ki anlatılacak. Hayaller PARİS di , hayatlar PARİS oldu.Sıradaki hayallere selam olsun 🙂 Hayat gezince güzel 🙂

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Paris 2 😍

Paris gezilecek yerler  😍

IMG_5500.JPG

CONCORDE MEYDANI (place de la concorde) 😍

Paris’in en meşhur meydanlarından birisi Concorde Meydanı’dır.Bu meydan Şanzelize Caddesi’nin doğu çıkışında yer almaktadır. Meydan gün boyunca yerli yabancı pek çok kişiye ev sahipliği yapar.Bu güzel meydanın hikayesi de kendi gibi ilginçtir. Bu meydan zamanında bazı önemli kişiler halkın gözleri önünde idam edilmişlerdir.O dönemde 119  kişinin bu meydanda idam edildiği söylenmektedir.Meydana bir giyotin yerleştirilmiş ve idam edilecek insanlar bu giyotin ile idam edilmişler.Concorde  Meydanı’nda idam edilen isimlerderden bazıları Marie Antoniette ve ünlü Fransız Kralı 16.Louis ‘dir.

Concorde Meydanı’nın 4 köşesinde heykeller vardır.Bu heykellerin her biri Fransa’da yer alan şehirleri temsil eder.Bir zamanlar en karanlık sahnelere tanıklık eden bu meydan günümüzde Paris’in en popüler turistik alanı haline gelmiştir.Paris’in en ünlü otelleri bu neydanda yer alır.

Meydanın tam ortasında gösterişli bir obeliks göreceksiniz.Bu dikilitaş Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından o dönem Fransa kralı Louis’e armağan edilmiştir.Bu anıt tam 3200 yıllıktır ve 230 ton ağırlığındadır,uzunluğu 23 metredir. Bu obeliksin buraya konulması 5 yıl sürmüştür.Üzerinde bulunan hiyeroglif II.Ramses ile ilgilidir.

Obaliksin yan tarafında yer alan gösterişli çeşmeler ve havuzlar Vatikan’dan esinlenerek yapılmıştır.Bu iki havuzdan biri Fransa’da yer alan nehir ve gölleri temsil etmektedir. Bir de dönme dolap göreceksiniz.Bu meydanda hem gündüz hem gece gezerken keyifli dakikalar geçirebilirsiniz.

Concorde Meydanı 359 metre genişliği 212 metre uzunluğuyla Fransa’nın en büyük meydanı olma özelliği ile günümüzde resmi bayram kutlamalarında , geçit törenlerinde Fransa devlet başkanının resmi korteji karşıladığı yerdir.

IMG_5512.JPG

RESSAMLAR TEPESİ ( Place do tertre )

Ressamlar tepesi Paris’te en çok ilginizi çekecek yerlerden birisi.Adı her ne kadar tepe olarak bilinsede burası Montmarte Tepesi’nin ressamlarla dolu olan meydanıdır.Bir zamanlar Picasso , Monet gibi ünlü ressamlar bu bölgede ünlü çalışmalarına imza atmışlardır.Resaamlar tepesi 1800’lerde ressamalr dışında yazarlara , heykeltraşlara ve şairlerede ev sahipliği yapmıştır.Zamanında şehrin bu bölgesinin ucuz olması sanatçıların bu bölgeye yerleşmesinde en önemli etken olmuştur.Bölgedeki sosyal kuralların sıkı olmaması sanatçıların burayı tercih etmesinin bir diğer nedeniymiş.

130 metre yükseklik ile Paris’in en yüksek noktalarından olan Ressamlar Tepesi günümüzde birçok restauran ve kafeye ev sahipliği yapmaktadır.Geziniz boyunca meydanda yer alan sanatçıların çalışmalarını izleyebilirsiniz.Hatta ufak bir ücret karşılığında portrenizi yaptırabilirsiniz.Burada bulunan tüm sanatçılar ruhsatlıdır.Buraya yerleşmek için ruhsat almaları gerekiyor.Ufak bir hatırlatma; ço kalabalık olan bu tepede değerli eşyalarınıza , cüzdanınıza sahip çıkmayı unutmayın 🙂

IMG_5513.JPG

SACRE COEUR BAZİLİKASI

Paris’in en ünlü kiliselerinden biridir.Şehrin en ünlü bölgesi Montmarte’de yer alır.Bu kilisenin tarihi Fransa-Prusya savaşına dayanmaktadır.1870 yılında Almanya’yı ele geçiren Prusya’nın Fransa’yı tehdit etmeye başlamasının ardından Paris’de iki iş adamı eğer Fransa Prusya saldırısından kurtulabilirse bu bölgeye bir kilise yaptıracaklarını vadederler.Uzun süren savaş ve kuşatmalardan sonra iş admaları şehrin kurtuluşunu Sacre Coeur Kilisesi’nin başlangıcı olarak görürler.

Savaş sırasında ölen 58.000 askerin anısını taşıyan kilisenin yapımı 1914 yılında tamamlanmıştır.Kilisedeki rahipler 1885 yılından bu yana 24 saat boyunca , ölenlerin ruhları için dua ederler. Beyaz travertenli kilise ,şehrin birçok noktadından görülebilmektedir.Kilisenin bulunduğu noktadan muhteşem Paris manzarasına hayran kalacaksınız.Dilerseniz 5 euro ücret karşılığında kilisenin kubbesine çıkarak manzarayı buradan da seyredebilirsiniz. Eiffel’den sonra Paris’in en yüksek 2.gözlem noktasıdır.

IMG_5479

ZAFER TAKI

 Paris’te gezilecek yerler listesinde ilk sıralarda olan Paris zafer takı Paris’in simgelerinden biridir. Yapı 1806 yılında Napoleon’un talimatı ile yapılmıştır. Paris zafer takının yapılış amacı ise, Fransız imparatoru olarak zaferini taçlandırmaktır.Yapı 50 metre yüksekliğinde ve 45 metre genişliğindedir .Zafer takı şanzalize caddesinin sonunda yer almaktadır. Takı gezmeye gittiğinizde takın hemen altında bir mezar göreceksiniz. Bu mezar adı açıklanmayan bir askere aittir. Bu asker 1. Dünya savaşında şehit düşmüştür. Bunun yanında hiç sönmeyen bir ateş de göreceksiniz. Bunun nedeni de 2. Dünya savaşında ölen tüm Fransız şehitleri anmak içindir .Zafer takı gerçekten büyüleyici ve son derece dikkat çekici bir görüntüye sahiptir. Paris’i görmeye gelen herkes illaki bu takı görmüşlerdir. Çünkü Paris’de neredeyse tüm yollar aslında sizi bir şekilde bu yapının olduğu yere getirir.Paris Zafer takına baktığınızda üst katında insanlar göreceksiniz. Çünkü takın üst tarafı ziyaretçilere açıktır. Eğer siz de isterseniz belli bir ücret karşılığı takın üzerine çıkarak buradan batı Paris manzarasının tadını doyasıya çıkarabilirsiniz. Ayrıca buradan concorde meydanını ve louvre müzesini de görebilirsiniz. Paris’te en çok ziyaret edilen ve en çok fotoğraflanan yapı burasıdır.Takın üzerinde birbirinden farklı şekillerde resmedilmiş kabartı halinde görüntüler göreceksiniz. Bunlar da yakından incelendiğinde gerçekten farklı ve oldukça güzel resimlerdir. Zafer takının en üst katını ziyaret etmek ise ortalama 45 dakika sürmektedir. Özellikle gün batımına yakın buraya çıkmanızı öneririm manzara muhteşem görünmektedir.Zafer takını 1 nisan ile 30 eylül tarihleri arasında gündüz 10:00 ile akşam 23:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. 1 ekim 31 mart tarihleri arasında ise, gündüz 10:00 ile akşam 22:30 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

 

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

PARİS LOVE :)

Bize her yer Paris 🙂

IMG_5580.JPG

 

Fransa’nın başkenti Paris Dünya’nın en turistik şehirlerinden birisi. Seine Nehri’nin iki yakasına kurulmuş olan Paris; bilim ,kültür ,sanat ,moda alanlarında Dünya’nın önde gelen merkezlerindendir. Seine Nehri Fransa’nın en önemli su yoludur. Nehir Bugonya’dan doğarak Manş Denizi’ne dökülür. Nehrin üzerinde 37 adet köprü bulunmaktadır. Bu köprülerin bazılarında binlerce asma kilit görebilirsiniz. Kilidinizi asıp dileğinizi dileyip,anahtarı nehre atarsanız bir daha Paris’e gelirsiniz. 3 tane köprüye kilit astım, bakalım sonuç ne olacak 🙂

 

EİFFEL KULESİ

IMG_5533.JPG

Paris deyince akla gelen en önemli bina Eiffel Kulesi 🙂

Eiffel Kulesi bazı insanlara çok ilgi çekici gelebiliyor, bazılarına ise sadece bir demir yığını,elektrik direği gibi gelebilir.Benim ilk tepkim muhteşem kusursuz devasa bir kule.Belgesellerde , filmlerde, kartpostallarda, hemen hemen her objede karşımıza çıkan Eiffel Kulesi ile karşı karşıya kalmak muhteşem bir duygu.Kuleyi bu kadar büyük hayal etmemiştim:) Özelikle akşam saatlerinde kuleye,giderseniz görsel ışık şöleniyle büyülenebilirsiniz.

Eiffel Kulesi’nin uzunluğu 324 m ağırlığı ise 10.100 tondur. Eiffel Kulesi 1887 ile 1889 yılları arasında Gustave Eiffel tarafından Fransız devriminin 100. yıl kutlamaları anısına yapılmıştır.Yapılış amacı ise Paris fuarının giriş kapısı için kullanmak.Bu devasa yapı bittikten sonra ise halkın , sanatçıların ve mimarların çok büyük eleştirisine maruz kalmıştır. Kuleyi kimse beğenmemiş, bir demir yığını olarak şehrin ortasında korkunç görünüme sahip olduğunu söylemişler.Bu kadar yoğun eleştiri sonrasında kule hakkında yıkılma kararı verilir.Ancak son anda kuleyi telgraf anteni olarak kullanma kararı alınır ve kule yıkılmaz.Son anda yıkılmaktan kurtulan Eiffel Kulesi günümüzün en meşhur yapıları arasında ilk sırada yer almaktadır.

Eiffel Kulesi içine girilen ve gezilebilen bir kuledir.Eiffel kulesi 3 kattan oluşmaktadır.Kulenin her katına çıkabilir,her katını gezebilirsiniz.Her kat farklı ücrete tabidir.Dileyenler asansörle , dileyenler de merdivenle çıkabilir.Kuleye çıktığınızda ise sizi muhteşem bir Paris manzarası karşılayacak.Fransızlar kulelerini Dünya’ya çok güzel pazarlamışlar.Kule yılın her günü , her mevsim açık. Normalde sabah 09.30 ile 23.30 saatleri arasında açık.Ancak turizmin daha yoğun olduğu Haziran-Ağustos dönemi 24-00 kadar açık.Bilet kuyruğunda saatlerce beklemek istemiyorsanız , gitmeden önce biletinizi internetten almayı unutmayın :))

 

NOTRE DAME KATEDRALİ 

IMG_5542.JPG

Burası hikayesi ve kahramanı Notre Dam ile ünlü. Katedrale Louvre’den yürüyerak ulaşabilirsiniz.Katedrale giriş ücretsiz , fakat üst kısımda bulunan hazineleri gezmek 8.5 euro . Dışarıda kapının girişinde o kadar kuyruk var ki içeri girme seçeneğini es geçeceksiniz 🙂 Yapının ihtişamı dışarıdan bile sizi büyüleyecek.İçeri girmek yerine,Katedralin hemen yanı başında bulunan kafelerden birine oturun ,kahvenizi yudumlayarak anın tadına varın.Ben öyle yaptım 🙂 Katedralin etrafında hediyelik eşya satan yerler var burada yakınlarınıza Paris’i anımsatan hediyeler alabilirsiniz. En uygun fiyatlar bu bölgede benden size tavsiye 🙂

Notre Dame Katedrali ; 12.yy da tasarlanmış ve 14. yy da tamamlanmıştır. Paris’te en çok ziyaret edilen yapılardan biri de burasıdır. Bu Katedral bir Roma Katolik kilisesidir. Günümüzde de aktif bir şekilde kullanılmaktadır. Gotik mimariden hoşlanıyorsanız bu katedrali çok beğeneceksiniz.Fransa ‘da burası O noktası olarak kabul ediliyor.Tüm sokakların ve caddelerin uzaklıkları buraya göre hesaplanıyor. Katedral 2 uzun kuleye ve oldukça etkileyici tarzda pencerelere sahip . Yapımı uzun yıllar alan bu Katedral eşşiz bir işçilik abidesidir. Fransız ihtilali sırasında ciddi yaralar alan Katedral uzun vadeli bir restorasyon çalışmasına tabi tutulmuş.Katedralin yenilenmesine Victor Hugo’nun Notre Dame de Paris adındaki kitabını yazması etkili olmuştur. Yenilenmesi 20 yıl sürmüştür.

LOUVRE MÜZESİ

IMG_5501.JPG

Dünya’nın en çok ziyaret edilen müzesi Louvre Müzesi 1793 yılında Paris’de açılan ilk devlet müzesi.İçerisinde binlerce eser bulunan müzedeki eserlerin hepsine 1 dk bile ayırsanız haftalarca içeriyi gezmeyi bitiremezsiniz 🙂 o yüzden müzenin en çok ilginizi çeken bölümünü seçip , ziyarete edebilirsiniz.

Louvre Müzesi , deyince aklımıza Da Vinci Şifresi kitabı gelir. Mona Lisa tablosuda bu müzede sergileniyor. Mona Lisa’yı görmek isterseniz devasa kalabalığı göze almanız gerekiyor. Popülerizmden fazlasıyla nasibini almış bir müze. Koca bir gününüzü alsa da buna değer diye düşünüyorsanız, Louvre Müzesi’nin girişinde çok sıra görürseniz hemen vazgeçmeyin. Diğer hiriş kapsından girmeyi deneyin. Her ayın ilk pazartesi günü ücretsiz. Salı günleri hariç her gün 16 euro karşılığında bu güzel müzeyi gezebilirsiniz.

Louvre Müzesi girişindeki piramit dikkatinizi çekecek.Belki de müzeden çok ilgiyi bu piramit çekmektedir. Bu piramidin hikayesi ise 1981 yılına dayanır. Piramit Mitterand’ın başlattığı Louvre’yi geliştirme projesi nedeni ile yapılmıştır. Piramidin üzerinde tam 666 adet pencere yer almaktadır. Ayrıca piramit müzenin üç kanadını birbirine bağlayan bir köprü vazifesi de görmektedir. Ancak gelen herkesi büyüleyen bu piramid Fransızlar tarafından hiç sevilmemektedir. Bunun nedeni ise piramidin Louvre Müzesi’nin asaletini bozduğuna inanmalarıdır.Ben ise tam aksini düşünüyorum. Piramidin yanında bir kare fotoğrafınız olmaz sa Louvre Müzesi’ne gelmiş sayılmazsınız benden söylemesi 🙂

Paris’i yazmaya devam , daha yazılacak çok yer var . Hayaller Paris , hayatlar Paris oldu 🙂

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın